Edebiyat Dünyasının Işığı: Jane Austen’ın Yolculuğu
1775 yılında Hamshire, İngiltere’de doğan Jane Austen, rahip George Austen ve Cassandra Leigh Austen çiftinin kızıydı. Orta sınıf bir ailenin mensubu olan Austen, 1783’te bir akrabası vasıtasıyla Oxford’da öğrenim görmeye başladı ancak kısa süre sonra Southampton’da eğitimine devam etti. İlk yazılarına, ailesi için hikayeler derlemek amacıyla başlayan Austen, henüz on iki yaşındayken ilk romanını kaleme aldı. Yayınlanması için ise yirmi beş yıl beklemesi gerekecekti. Eserleri yaşamı boyunca ilgi görmesine rağmen, gerçek ününe ancak Victoria döneminde kavuştu.
Jane ve kız kardeşi Cassandra, babaları George Austen tarafından 1783’te Oxford’a eğitim almak üzere gönderildiler. Profesör Ann Cawley’in yanına yerleşen kızlar, kısa süre sonra Southampton’a taşındılar. Burada Jane, boğazında ciddi bir enfeksiyon geçirerek ölüm tehlikesi atlattı. Cawley bu durumu bildirmeyince, aileye haber kuzen Cooper tarafından ulaştırıldı. Annesi hemen gelerek bitkisel tedavi uyguladı ve her iki kız kardeş de sağlığına kavuştu. Eğer zamanında müdahale edilmeseydi, Jane Austen’ın eşsiz yazarlık yeteneği unutulacaktı.
1869 yılında, yeğeni James Edward Austen-Leigh, Jane’in biyografisini yazdı. Bu çalışma, Jane’in dokuz kardeşi arasında genellikle dışlanan George’a da ışık tuttu. 1766 doğumlu George, sağır ve epilepsi hastası olduğundan diğer aileden ayrı, başka bir aileyle yaşıyordu. Ancak Austen ailesi ona sürekli mali destek sağlayarak bağlılığını gösterdi.
Romanlarındaki karakterler aşkı ve evliliği bulmuş olsa da, Jane Austen’ın gerçek yaşamı bu konuda o kadar şanslı değildi. Tek evlilik teklifini Harris Bigg Wither’dan alıp önce kabul etse de, duygularından emin olmadığından geri çevirdi. Gençliğinde Cassandra’nın anlattığı bir tatil aşkı yaşasa da bu kişi ani bir şekilde hayata veda etti. Jane, geri kalan yaşamını yalnız başına sürdürdü.
Yorumlar
Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Yorum Yap